Cansel Elçin ile 'Misery' üzerine

Cansel Elçin ile ‘Misery’ üzerine

Cansel Elçin ile ‘Misery’ üzerine

Gerilimi tiyatro sahnesine taşımak

Stephen King’in ikonik gerilim romanı ‘Misery’, Cansel Elçin’in başrolü ve çevirisiyle tiyatro sahnesine taşınıyor. Elçin, Paul Sheldon karakterini canlandırırken yaşadığı zorlukları, Sedef Akalın ile yakaladığı dinamik enerjiyi ve izleyicilere sundukları farklı atmosferi anlattı.

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ

Tema Sanat Yapım Sercan Akkaya’nın yapımcılığını üstlendiği ve Kayhan Berkin’in yönettiği oyun, 11 Ekim’de Zorlu PSM’de gerçekleşecek prömiyeriyle izleyici karşısına çıkacak. Ekim ve kasım ayları boyunca farklı mekanlarda sahnelenecek olan bu gerilim dolu yapım, Anadolu turnesi kapsamında da Türkiye’nin çeşitli illerinde de tiyatro severlerle buluşacak.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

‘Misery’ gibi kült bir eserde, Paul Sheldon karakterine hayat vermek sizin için nasıl bir deneyim oldu? Karakterin zorlukları ve derinlikleriyle başa çıkarken neler hissettiniz?

Paul Sheldon karakterini canlandırmak benim için oldukça keyifli fakat bir o kadar da zordu. Oyunun büyük kısmında bir sandalyede oturuyor olsam da fiziksel olarak farklı ve zorlayıcı bir deneyimdi. Paul Sheldon, tacize uğrayan, acı çeken ve zaman zaman baygın olan, ama ayık olduğunda bulunduğu durumdan kurtulmak için çabalayan bir yazar. Bu duygu yoğunluğu ve fiziksel sınırlamalar, karakterin derinliklerine inmemi sağladı.

Bu projede yalnızca başrolü oynamakla kalmayıp oyunun çevirisini de üstlendiniz. Bir eseri hem dil açısından uyarlamak hem de sahnede canlandırmak nasıl bir süreçti?

Pandemi döneminde evdeyken, ‘Misery’ filmi aklıma geldi. Tiyatro uyarlaması olup olmadığını araştırdım ve 2017’de Londra’da Bruce Willis’in oynadığı bir versiyona rastladım. Metni bulduktan sonra, pandemi sürecinde oyunu çevirdim. Yönetmenimiz Kayhan Berkin projeyi yönetmeyi kabul edince, yapımcımız Sercan Akkaya’nın desteğiyle hayalimiz hızla gerçeğe dönüştü.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

‘Misery’, Stephen King’in ikonik bir gerilim romanı. Kitabın ruhunu tiyatro sahnesine taşırken, sinema ve edebiyat arasındaki bu geçişi nasıl yorumluyorsunuz? Sahnede izleyiciyi nasıl bir atmosfer bekliyor?

‘Misery’, tiyatroya uyarlanması çok uygun bir eser. Hızlı temposu ve sürekli bir sonraki sahneyi merak ettiren ritmiyle, sahneye kolayca taşınabiliyor. Yönetmenimiz Kayhan Berkin’in yaklaşımıyla, Stephen King’in dünyasına sadık kalırken, izleyici farklı bir atmosferle karşılaşacak. Bu uyarlama, sinema kadar etkileyici bir gerilim sunmayı başarıyor.

Annie Wilkes karakteriyle karşılıklı sahnelerinizde, gerilimi dorukta tutan o dinamiği nasıl yakaladınız? Sedef Akalın ile sahnedeki enerjiniz hakkında ne söylemek istersiniz?

Sedef olmasaydı bu oyunu yapamazdık. Annie Wilkes karakteri için adeta biçilmiş kaftan. Kibar, saygılı bir hemşireyken ani ve sert değişimlerle karakterin iç dünyasını çok iyi yansıtabiliyor. Prova süreci boyunca çok çalıştık ve bunu eğlenerek yaptık. Uğur Baran’ın Buster rolüyle aramıza katılmasıyla taşlar tamamen yerine oturdu.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

Bu oyun izleyiciyi nasıl etkileyecek sizce?

İnsan, konfor alanından çıkmadığı sürece yaşamanın ve nefes almanın değerini fark edemiyor. Paul Sheldon da kurtulduktan sonra şükretmeyi öğreniyor. Belki bu oyun, izleyicilere de şükretmeyi hatırlatacak.

Oyunun Anadolu turnesi de olacak. Farklı şehirlerde, farklı izleyici kitlelerine bu gerilim dolu hikâyeyi taşımak sizin için nasıl bir heyecan yaratıyor?

Anadolu turneleri her zaman çok farklı ve kıymetlidir. Hangi oyunu götürürsek götürelim, oradaki seyirciyle buluşmak beni her zaman mutlu eder. ‘Misery’ gibi bir gerilimi farklı şehirlerde izleyicilerle paylaşmak heyecan verici.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

Sinema ile tiyatro arasındaki farklar malum, fakat sizce ‘Misery’ gibi gerilim dolu bir hikâye sahnede mi yoksa sinemada mı daha etkileyici? Sizin bu projeye olan yaklaşımınız ne yönde?

Sinemada izlerken ‘Misery’ beni çok etkilemişti, ancak bu projede tiyatroda yer aldığım için benim açımdan sahnede daha etkileyici. Tiyatronun canlı atmosferi, gerilim duygusunu daha yoğun hissettiriyor.

Gerilim türünde bir tiyatro oyunu oynamak, seyirciyle anlık bir duygu paylaşımı gerektiriyor. Sahne üzerinde bu gerilimi canlı tutmak ve izleyiciyle etkileşimde olmak nasıl bir deneyim?

Gerilim unsuru oyunda baskın olsa da yer yer komik anlar da yaşanıyor. Normal şartlarda bir araya gelmeyecek iki karakterin çatışması komediye sebep oluyor. Ayrıca, aralarında tek taraflı imkânsız bir aşk da var, bu da dinamikleri ilginç kılıyor. Seyirciyle bu duyguları paylaşmak, canlı bir etkileşim yaratıyor.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

SERCAN AKKAYA

İddialı bir projenin doğuşu

Stephen King’in kült eseri, yapımcı Sercan Akkaya’nın önderliğinde tiyatro sahnesine uyarlanıyor. Akkaya, projeyi hayata geçirme sürecini, gerilim türünün sahnede yaratacağı etkiyi ve Anadolu turnesiyle geniş kitlelere ulaşmanın heyecanını paylaşıyor.

Bu projeyi hayata geçirme süreciniz nasıl geçti?

Aslında biz başka bir proje üzerine konuşurken Cansel attı bu fikri ortaya. Stephen King’in ‘Misery’sini çevirdiğini söyledi. Duyduğumuz anda çok heyecanlandık zaten. Biz iddialı bir projeyi yapmanın heyecanını yaşarken bir de kendisi oynamak istediğini söyleyince heyecanımız ikiye katlandı. Tabii bu oyunun bir diğer karakteri Annie’de çok güçlü bir isim olmalıydı. Bu aşamada da Cansel bize nokta atışı bir öneriyle geldi. Sedef Akalın… Kendisine projeyi anlatıp teklifte bulduk ve o da bu rol için en az bizim kadar heyecanlandı. Sonrasında yönetmenimiz Kayhan Berkin’le kesişti yollarımız. Tabii böyle bir ekip de bir araya gelince artık geriye sadece başlangıç adımını atmak kalıyordu. Hemen harekete geçtik. Büyük bir heyecanla başladığımız projede şimdi sıra prömiyer heyecanımızda.

Sercan Akkaya

Gerilim türünde bir tiyatro oyunu sahnelemek yapımcı olarak hangi zorlukları ve fırsatları beraberinde getirdi? Bu türde izleyiciyi sahnede tutmak için hangi yaratıcı çözümler düşündünüz?

Gerilim hem tiyatro hem de sinemada zordur. Biz de elbette başta biraz çekindik. Fakat Stephen King tiyatroda çok da karşımıza çıkan bir yazar olmadığı için bu kadar ses getirmiş, iddialı ve şaşırtıcı bir romanın uyarlamasını sahneye taşımayı bir fırsat olarak gördük. Elbette her tiyatro yapımcısının gişe kaygısı vardır. Fakat biz bu proje için o kadar doğru insanlarla bir araya geldik ki çok farklı bir projeye imza atacağımıza inanıyoruz. Dekor, kostüm, ses, ışık, afiş tasarımı ve tabii mi yönetmenimiz zaten alanında oldukça başarılı insanlar. Herkes elinden gelenin fazlasını yapıyor. Eminim ki tüm bunların birleşiminden seyircinin üzerinde büyük bir etki bırakıp, yankı uyandıracak farklı bir proje geliyor.

Oyunun Türkiye’nin farklı illerinde sahnelenecek olması ve Anadolu turnesi fikri nasıl gelişti? Farklı bölgelerdeki izleyicilerin oyuna olan tepkisini nasıl öngörüyorsunuz?

Türkiye’nin farklı illerindeki tiyatro severlerle bu projeyi buluşturmayı çok istiyoruz. İzmir, Ankara, Bursa, Eskişehir ve tabii ki yurt dışı turneleri planlıyoruz. Bunları yapmak için itici gücümüz aslında oyun çıkmadan aldığımız olumlu yorumlar ve yine tiyatro severlerin projeye olan ilgisi. Tema Sanat Yapım olarak bu tepkiler karşısında kayıtsız kalmak istemedik ve ‘Misery’i Türkiye’nin dört bir yanında seyirciyle buluşturmak için gün sayıyoruz.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

Oyunun prodüksiyon sürecinde dekor, kostüm ve sahne atmosferi gibi unsurları nasıl şekillendirdiniz? İzleyiciyi oyunun içine çekecek bu unsurlar üzerine nasıl çalıştınız?

Yönetmenimiz Kayhan Berkin bizi bu konuda çok başarılı ve tecrübeli insanlarla buluşturdu. Oyunun dekor ve kostüm tasarımı Merve Yörük’e ait. O dönemi ve atmosferi besleyecek en önemli unsurlardan bir tanesi de bu. O yüzden bu konuda da ciddi bir çalışma yapıldı. Işık tasarımımız Ayşe Sedef Ayter de oyunu bambaşka bir boyuta taşıyarak büyülü bir atmosfer yarattı. Tüm bunların yanında bir yapımcı olarak afiş tasarımına çok önem veriyorum. Çünkü afiş seyirciyi tetikleyecek ilk unsur. Ethem Onur Bilgiç de bu anlamda bizim için büyük bir şans. Sonuç olarak böyle bir ekiple ilmek ilmek işlenen bir proje izleyiciyi de muhakkak içine çekecektir.

‘Misery’ gibi sinema ve edebiyat dünyasında büyük bir yere sahip olan bir hikâyeyi tiyatroya uyarlarken, izleyicinin beklentilerini karşılamak adına ne tür yenilikler veya özgün dokunuşlar yaptınız?

Her eser her yeni dokunuşla karşılaştığında özgünleşir. Şu anda günümüz tiyatrosunun en başarılı yönetmenlerinden Kayhan Berkin de kendi dokunuşlarıyla sinema filminden bağımsız bir reji koydu sahneye. Kitabı okuyanlar da bambaşka bir dünya ile karşılaşacaklar. Bu yeni ve iddialı dünyanın yapımcısı olduğum için kendimi çok mutlu ve şanslı hissediyorum.

Sedef Akalan, Cansel Elçin

Oyun program ve tarihleri:

11 Ekim 2024 / Saat:20:30 / ZORLU PSM PRÖMİYER

18 Ekim 2024 / Saat:20:30 / FİŞEKHANE

19 Ekim 2024/  Saat 20:30/ BİLETİNİAL MOİ

1 Kasım 2024 / Saat: 20:30 / BEYLİKDÜZÜ AKM

4 Kasım 2024 / Saat:20:30 / DASDAS

22 Kasım 2024 / Saat:20:30 / FİŞEKHANE

28 Kasım 2024/ Saat:20:30 / İZMİR İSTİNYE ART

29 Kasım 2024 / Saat:20:30 / BURSA BOAB SAHNE