

Anadolu Türküleri gelecekle buluşuyor: Serenay Yıldız sahneye çıkıyor

Anadolu’nun yüzyıllardır dilden dile dolaşan türkülerine yepyeni bir soluk geliyor. Ama bu kez sahnede bir AI persona var: Serenay Yıldız. Ada Onbir’in ses yüzü olarak karşımıza çıkan Serenay, yapay zekâ ile insan yaratıcılığını buluşturan sıra dışı bir müzik deneyimi sunuyor.
Menajer Ceyhun Kırdemir ve prodüktör Hakan Kabil’in önderliğinde yürütülen bu yenilikçi projede, anonim halk ezgileri smooth jazz, fusion ve deneysel elektronik gibi çağdaş türlerle harmanlanıyor. Kulağa iddialı geliyor, değil mi? Ama dinlediğinizde, bu türkülerin yeni hâlleriyle de ne kadar güçlü olduklarını fark ediyorsunuz.
Ada Onbir, sadece bir müzik projesi değil; aynı zamanda bir kültürel laboratuvar. Amaç, halk müziğini sadece korumak değil, onu bugünün dijital dünyasında görünür ve duyulur kılmak. Serenay Yıldız da bu vizyonun sesi oluyor; geçmişin duygusunu geleceğin teknolojisiyle buluşturuyor.
Kısacası, Serenay Yıldız ve Ada Onbir sayesinde Anadolu’nun kadim ezgileri, yepyeni bir yorumla yeniden hayat buluyor. Kulak verin, çünkü bu ses hem tanıdık hem bambaşka.

Adana’da lezzetle dolu bir hafta sonu
Adana Lezzet Festivali bu yıl 9. kez kapılarını açtı, biz de üç gün boyunca şehrin en özgün tatlarını keşfetmek üzere yola koyulduk. Kebabın, ciğerin, tencere yemeklerinin ve hatta deniz mahsullerinin peşinden gittiğimiz bu festival, sadece damakları değil, ruhları da doyurdu.
İlk durağımız House of Kamer oldu. Kamer Kıraç’ın zarif dokunuşlarıyla adeta bir sanat eserine dönüşen restoran, misafirlerini beyaz keten örtüler, kristal bardaklar ve özenle hazırlanmış Adana lezzetleriyle karşıladı. Vişneli sarma, yüksük çorbası, patlıcan dolması… Her tabakta bir hikâye vardı.
Merkez Park’taki açılışta mangal ateşiyle festival resmen başladı. Ardından Ege Balık Adana’da, Erol Altun’un reçeteleriyle hazırlanan mavi yengeç, karides ve kalamarla Adana’nın deniz mahsullerindeki iddiasına tanık olduk. Altun’un anlatımıyla Toroslar’dan gelen tatlı suların Akdeniz’le buluşması, bu lezzetlerin sırrını da ortaya koydu.
İkinci gün Kazancılar’da ciğerle güne başladık, ardından tarihi çarşıda kadın kooperatiflerinin el emeği ürünlerine hayran kaldık. Adana Olgunlaşma Enstitüsü’nün avlusunda kurulan sofralarda, geleneksel motiflerle süslenmiş porselen tabaklar eşliğinde öğle yemeğimizi yedik.
Son gün Onbaşılar Kebap’ta Tayyar Zaimoğlu’nun ev sahipliğinde festivalin geleceğini konuştuk. Adana’nın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi dalında girmesi artık çok yakın. Zaimoğlu’nun dediği gibi: “Her yıl bir adım daha ileri taşıyoruz.”
Adana, bu festivalle sadece yemek değil; kültür, tarih ve samimiyet sunuyor. Tatlısından tuzlusuna, her lokmada bir hikâye var. Ve biz, bu hikâyenin bir parçası olmaktan büyük keyif aldık.

İskele Balık: Antalya’dan Side’ye uzanan lezzet köprüsü
Antalya’nın kalbinde, deniz mahsullerine duyulan büyük bir tutkunun meyvesi olarak 2013’te doğan İskele Balık, kısa sürede sadece şehrin değil, Türkiye’nin gastronomi haritasında parlayan bir yıldız haline geldi. İşletmenin kurucusu Tahsin Fettahoğlu’nun vizyonu sayesinde burada sadece balık değil, kalite, tazelik ve sürekli yenilenen bir mutfak kültürü servis ediliyor.
Binlerce yerli ve yabancı misafiri ağırlayan restoran, geniş meze seçkisi, dünya mutfağından esinlenen özel tarifleri ve her sezon güncellenen menüsüyle fark yaratıyor. Bu başarı, İncili Gastronomi Rehberi’nde Antalya’nın en fazla incisine sahip restoran unvanı ve Gault & Millau 2025 Gourmand Table Sea Food ödülüyle taçlandırılmış durumda.
Ve şimdi bu lezzet hikâyesi Side’de yeni bir sayfa açıyor. Akdeniz’in huzur veren doğasında konumlanan İskele Balık Side, zarif atmosferi, taptaze deniz ürünleri ve şık sunumlarıyla her ziyareti unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor. Antalya’dan Side’ye uzanan bu lezzet köprüsü, deniz ürünlerinde kalite arayanlar için hâlâ vazgeçilmez bir durak. Bizce, bu sofraya oturmak sadece yemek yemek değil; bir kültürü, bir tutkuyu ve bir vizyonu tatmak demek.

Güney Afrika’da tatilin yeni adı: Club Med Beach & Safari
Club Med, 2026 yazında Güney Afrika’daki ilk tesisini açmaya hazırlanıyor ve biz şimdiden bavulları zihnen toplamaya başladık! Durban’ın kuzeyindeki büyüleyici Dolphin Coast’ta yer alacak Club Med South Africa Beach & Safari, hem okyanus kıyısında sahil keyfi hem de Afrika’nın vahşi doğasında safari heyecanını tek tatilde buluşturuyor.
32 hektarlık alana yayılan tesis, Zulu kültüründen ilham alan mimarisiyle doğayla uyumlu lüksü sunarken, Exclusive Collection – Ilanga bölümünde seçkin misafirler için 66 özel süit yer alıyor. “Her şey dahil” konseptiyle hizmet verecek tesiste, Mpilo Safari Lodge sayesinde aslan, leopar, fil gibi “Big Five” üyeleriyle tanışmak mümkün. Üstelik çocuklu aileler için de ayrı alanlar ve programlar düşünülmüş.
Sörf, yoga, trapez, padel gibi aktivitelerle dolu bir tatilin yanı sıra spa ve wellness alanlarında ruhunuzu da dinlendirebilirsiniz. Ailece gelenler için “Amazing Family” gibi bağ kurmaya odaklı programlar da cabası.
Sürdürülebilirlik konusunda da iddialı olan tesis, Green Globe ve Green Star sertifikalarını hedefliyor; “Bye-Bye Plastics” diyerek tek kullanımlık plastiklere veda ediyor. Ekim 2025’te rezervasyona açılacak bu özel destinasyon, doğa, özgürlük ve kültürle iç içe bir tatil hayal edenler için tam anlamıyla ilham verici.

Sermet Severöz
Approved by Sermet Severöz
+90 544 455 22 63

