Dilemma

Postmodern çağın bireyi iki farklı “kişilik” arasında yolunu bulmaya çalışıyor. Birisi dijital ortamda kendisinin yarattığı sanal kişilik, diğeri ise fiziki dünyada taşımak zorunda olduğu gerçek kişiliği. “Like”lar  peşinde koşuştururken, giderek yalnızlaştığını ve gerçek kişiliğine yabancılaştığını görmemeyi tercih ediyor. “Öz”den görüntüye, “Gerçeklik”ten temsile doğru kayan bir dünya onunkisi…

“Dilemma”adlı fotoğraf sergisinde Rıza Erdeğirmenci, bu varoluş hallerine diptikler (ikili fotoğraflar) aracılığıyla bakmayı öneriyor. Özünde izleyiciyi iki seçenek arasında düşünmeye davet eden bir tartışma ortamı yaratırken, üçüncü bir bakış açısının olasılığını da sorguluyor.

“Dilemma”nın diptikleri karşısında duran izleyici önce bir fotoğrafa, sonra diğerine bakıyor. Daha sonra ikisine birden baktığında üçüncü bir okuma düzeyine geçiyor; böylece çerçeve içinde sıkışıp kalmış anlamı ya da gerçekliği özgürleştiriyor. Bunu yaparken kendi iç dünyasında sıkışıp kalmış bir şeyleri de özgürleştirebilecek mi?

Dilemma; algılar ve önyargılar ile dans ediyor, toplumsal kabullenmeleri dürtüyor, modern toplumlarda kültür kisvesi altında yapılmakta olan iletişim kirliliğine dikkat çekiyor; yanı sıra bireysel varoluş hallerini irdeliyor.

Sanatçı “Dilemma”da, insanlık tarihinin bitmeyen arayışına,  “yaşamın gizemlerine” kamerası aracılığıyla ulaşmayı deniyor.

Rıza Erdeğirmenci’nin “Dilemma” adlı sergisi 19 Mart’a kadar Gama Galeri’de izleyici ile buluşuyor.

“Eriyen Hatıralar”

Görsel ve işitsel canlı performans, mekâna özgü enstalasyon ve parametrik heykel üretimi yapan Refik Anadol’un projeleri, mimarlık ve yeni medya sanatları arasında melez bir ilişki kurarken dijital ve fiziksel varlıklar arasındaki alanı keşfeder.

Refik Anadol’un PİLEVNELİ’de gösterimde olan sergisi “Eriyen Hatıralar”, insanoğlunun anılar ve bellekle ilişkisini son teknolojinin yardımıyla ve beynin olanaklarının sınırsızlığına yoğunlaşarak ele alıyor. Sanatçı 20. yüzyılın başından itibaren sanat ve edebiyat dünyasını meşgul eden “hatıralar nedir ve bize ne anlatırlar?” sorusunun, geçmişle bağlantı kurmanın nispeten kolaylaştığı bu yüzyılda “hatıralar ile ne yapılabilir?” sorusuna dönüştüğüne inanıyor.

İşlerinin temelinde her türlü veriyi görsel materyale dönüştürmek yatan Anadol, bireyin en mahrem verisi olan anıları ve onları hatırlama sürecini, beynin maddeselliğini de gözler önüne seren bir süzgeçten geçiriyor. İleri teknolojiyi ustalıkla manipüle ederek sanatın ve bilimin kesiştiği noktada durmanın sanatçıya tanıdığı olanaklara dikkat çekiyor ve makina zekâsının ferdiyet ve mahremiyetle savaş halinde olmadığı bir sanat alanının ihtimalini sorguluyor.

Anadol bu sergide yer alan işlerini, bir anıyı hatırladığımız esnada beynimizde oluşan hareketlerin Kaliforniya Üniversitesi nöroloji laboratuvarlarında kullanılan üstün araştırma odaklı bir beyin dalgası sensörü aracılığıyla algoritmalara dönüştürülmesi fikrinden yola çıkarak üretiyor. Hatıraların içeriğine değil de hatırlama eyleminin beynin karanlık odalarında yol açtığı titreşimlere odaklanarak oluşturulan bu algoritmalar, aynı zamanda çağdaş sanatta temsil konusunu yeni bir boyuta taşıyan görsellerin yapı taşları.

İzleyiciler bu sergide yer alan heykelleri ve üç boyutlu tuvalleri, mimari ölçekli LED ekranlarda ışık ve projeksiyonlar eşliğinde 10 Mart’a kadar PİLEVNELİ’de deneyimleyebilecekler.

“Yurtsuz Haritalar”

Ahmet Çerkez, “Yurtsuz Haritalar” isimli kişisel sergisinde kısıtlı renk paleti, işlenmemiş resim yüzeyi ve sade ifade biçimiyle ölüm-yaşam zıtlığı çerçevesinde sınırları olmayan, belirli bir yere işaret etmeyen, fakat zamanın ve yaşanmışlıkların izini taşıyan bir seriye odaklanıyor. Sanatçı bu işlerinde, kurumuş çiçek yaprakları, dairesel pas lekeleri ve kurşun kalem çizgilerini yüzeye aktarırken kullandığı teknikle sürecin izini dönüştürüyor.

Ham tuvalin üzerinde pas lekeleriyle oluşturduğu geometrik formları takip eden ve renk değeri zamanla değişecek olan gül yaprakları kompozisyonun yapısına bir temel oluştururken, aidiyeti olmayan bir yerin planı üzerinde yaşamışların ve yaşanılanların izlerini bıraktığı bir harita olarak da okunuyor. Hem malzeme hem de form olarak doğayı örnek alan bu resimler, ölümün ve yok oluşun ardından gelen yeniden hayat bulmayı ve doğuşu hatırlatıyor.

Göç ve beraberinde gelen belirli bir coğrafyada kurulmuş yaşamı adeta sonlandırma ve gidilen yerde yeniden inşa etme sürecinin önemli bir referans olduğu Çerkez’in “Yurtsuz Haritalar” serisi, dünyanın herhangi bir zamanında ya da yerinde göç edenlerin bıraktığı izleri, şiirsel bir dille ve asgari bir müdahaleyle resimliyor.

Ahmet Çerkez’in ilk solo sergisi “Yurtsuz Haritalar”, 17 Mart tarihine kadar Art On İstanbul’da görülebilir.

Dünyada sanat fuarları

Mart ayı önemli sanat fuarlarına evsahipliği yapıyor. Dünyada sanat ortamında neler oluyor, ne değişiklikler var derseniz bu ay ziyaret edebileceğiniz fuarlar arasında 8-11 Mart tarihleri arasında New York’ta The Armory Show var. Ortadoğu’nun önemli sanat fuarlarından Art Dubai ise 21-24 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek. Basel, Miami ve Hong Kong’da düzenlenen Art Basel sanat fuarının Hong Kong ayağı ise 29-31 Mart tarihleri arasında izlenebilir.