Bir sanatçı, duygularını, düşüncelerini, dünyayı ve insanı anlamaya çalışarak ifade eder

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan Art Galerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ay ki konuğu sanatçı Selda Güneş oldu. Sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi. Keyifle okumalar…

Selda Güneş

Sanatla ilk temasınız nasıl oldu? Resme yönelmenizde belirleyici olan neydi?

Sanatla ilk temasım oldukça küçük yaşlarımda başladı. Oyuncak bebeklerime kibrit ve kibrit kutularını kullanarak evler yaptığımı hatırlıyorum. Resme yönelmemde ise, içsel bir dürtüyle yaratma isteği ön planda oldu ve tabii ki yaratıcılığımı kısıtlamayan bir yaşam ortamı. Bu benim duygularımı, düşüncelerimi ve hayal gücümü dışa vurmanın bir yolu olarak ortaya çıktı.

Figüratif ve soyut arasında bir tercih yapmanız gerekse, hangisine daha yakın hissedersiniz?

Her iki tarz da benim için çok değerli. Figüratif sanat, bir anlamı, bir duyguya ya da gerçek dünyaya ait bir şeyi dışa vurma biçimi olarak önemli. Ancak soyut çalışmalarımda ise içimden geldiği gibi çalışıp duygusal derinliği daha yoğun bir şekilde hissediyorum. Bazen soyut bir şekil ya da renk beni içine çekiyor ve anlam arayışı yerine, tamamen içsel bir ifadeye yöneliyorum. Figüratif ve soyut arasındaki geçişler bazen çok belirgin olmasa da, her ikisinin de bana kendimi ifade etme biçimimde yeri var.

Selda Güneş

Eserlerinizde sıklıkla ele aldığınız temalar nelerdir?

Genellikle doğa, mimari ve estetik yapıların bendeki yansımalarını ele alıyorum. Doğanın şekilleri, yüzeyleri ve akışkanlığı beni çok etkiliyor. Mimariye ise bir yapının sadece fiziksel haliyle değil, o yapının hissettirdikleriyle yaklaşıyorum. Bazen bir binanın cephesi, bazen bir pencere detayı, bazen de sadece bir duvarın dokusu beni harekete geçiriyor. Bu temalar aslında hem dış dünyadan ilham alıyor hem de içsel bir yerle bağlantılı. Bazen bir manzaraya bakarken hissettiğim şey, bazen de o manzarayı hatırlarken içimde canlanan duygular işlerime yansıyor.

Sizce sanat bir ifade biçimi mi yoksa bir direnç alanı mı?

Sanat bence her ikisi de olabilir. Hem bir ifade biçimi, hem de bir direnç alanı. Bir sanatçı, duygularını, düşüncelerini, dünyayı ve insanı anlamaya çalışarak ifade eder. Aynı zamanda sanat, toplumsal ve bireysel normlara karşı bir direnç de oluşturabilir. Bu direnç, belki de özgürleşme, varoluşun ve kimliğin peşinden gitme çabasıdır. Sanat, bazen var olan düzenlere karşı bir isyan, bazen de içinde bulunduğumuz dünyanın karmaşasına karşı bir anlam arayışıdır. İki yönü de içeriyor ve bence sanat bu ikisinin birleşiminden doğuyor.

Yakın zamanda üzerinde çalıştığınız projeler neler?

Şu sıralar daha çok canlı renklerle, küçük figürlerle ve bazı soyut şekillerle çalışıyorum. Renklerin hissettirdikleri ve figürlerin içinde bulunduğu alanla kurdukları ilişki beni heyecanlandırıyor. Bazen bir şekil ya da figür sadece bir form olmaktan çıkıp bir sahneye dönüşüyor. Bu projelerde biraz oyun, biraz içgüdü, biraz da gözlem var diyebilirim. Her şey çok planlı gitmiyor, çoğu zaman elimdeki formlar beni yönlendiriyor. Bu süreci izlemeyi seviyorum. Küçük detaylarda bir anlatı kurmaya çalışıyorum ama bu anlatı izleyene açık uçlu kalsın istiyorum.

Özlem Alıcı

Özlem Alıcı

Art / info@ozlemalici.com

DİĞER YAZILARI