Yetiştin, Koştun, Başardın; Peki Sen Neredesin?

           Şehnaz Tuna

Modern yaşamın gündelik hayatımıza kattığı hız çoğumuzu aynı yanılgıya düşürüyor. Kendine zaman ayırmayı sanki sadece boş vakti olanlara ait bir ayrıcalıkmış gibi düşünüyor ve gün boyu yapılacaklar listelerimiz arasında koşuştururken bir an bile durduğumuzda kendimizi suçlu hissediyoruz. Oysa kendine zaman ayırmak bir lüks değil zihinsel, duygusal ve bedensel sağlığımızın devamı için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.

Kendine zaman ayırmayan biri yavaş yavaş kendinden uzaklaşır ve hatta bir şeyleri başardıkça kendini kaybeder. İşte bu adeta sessiz bir tükeniştir. Klinik gözlemlerimden de biliyorum ki birçok kişi bu tükenişi “sebebi belli olmayan bir yorgunluk” olarak tarif ediyor. Bir boşluk, anlam kaybı ve sıkışmışlık hissi… Bu hislerin çoğu kendimize ayırmamız gereken zamanı başkalarına ya da yapılması gerekenlere harcadığımızda ortaya çıkıyor. Yine seanslarda sıkça duyduğum cümlelerden biri de şu: “Her şey yolunda ama bir türlü kendimi iyi hissedemiyorum.” İşte bu cümle çoğu zaman kişinin kendisiyle bağlantısını yitirdiğinin habercisidir. Gün içinde ne zaman durup kendimizi dinleme vakti ayırıyoruz? Kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını dengeleme kapasitesi ancak içsel bağlantı kurabildiğinde sağlıklı gelişir. Bu bağlantı ise dış dünyadan bir miktar geri çekilmeyi ve kendimizle temas etmeyi gerektirir. Bu temas uzun bir inzivaya çekilmek ya da gerçeklerden kaçmak anlamına gelmez. Bazen bir fincan çayın başında on dakikalığına durmak bazen de kısa bir yürüyüşte aldığımız nefesi fark etmek yeterli olacaktır.

Elbette kendine zaman ayırmak her zaman çok kolay değildir. Özellikle bakım verme sorumluluğu taşıyan kişiler için “kendine zaman ayırmak” çoğu zaman suçlulukla iç içe geçer. “Çocuklar varken…”, “Annem bu haldeyken…”, “İşim bu kadar yoğunken…” cümleleriyle kendi ihtiyaçlarımızı en sona bırakıyoruz. Oysa kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen birinin başkalarına sürdürülebilir şekilde iyi gelmesi neredeyse imkânsızdır. Kendine zaman ayırmak başkalarına sırt çevirmek değil onlara daha iyi gelebilmenin ön koşuludur.

Ruhsal bütünlüğü muhafaza etmek için her bireyin aynalanmaya ihtiyacı vardır. Bu her zaman bir başka insanın gözlerinde olmayabilir. Bazen de kendimize tuttuğumuz aynadır ihtiyacımız olan. O aynaya bakabilmek için de durmak gerekir. Eğer durmazsak yansımamızı göremeyiz. Kendimize ayırdığımız zaman bize kendimizi hatırlatır. Ne hissettiğimizi, neye ihtiyacımız olduğunu, hangi sınırları zorladığımızı fark ettirir. Bu farkındalık ilk zamanlar huzursuz edici bile olabilir. Çünkü artık uzun süredir duymadığımız bir sesi yeniden duymaya başlamışızdır: Kendi sesimizi…

Kendine zaman ayırmak modern hayatın karmaşası içerisindeki bütün “yap”lara, “ol”lara, “yetiş”lere karşı sergilediğimiz bir tür direniştir. Bu direniş sadece bireysel bakım pratiği değil aynı zamanda toplumsal bir iyileşme adımıdır da çünkü kendisine zaman ayıran, kendisiyle temasta olan bir birey hem kendisiyle hem de etrafıyla çok daha şefkatli ve farkındalık dolu bir ilişki kurar.

Kendine zaman ayırmayı kolaylaştırmak için şu beş sloganı hatırlayabiliriz:

Fark Et!: Gözlerinizi kapatın. Zihninizi susturmadan ona odaklanmaya çalışın ve sadece olanı fark edin.

Yaz!: Fırsat buldukça günlük tutun. “Bugün neler hissettim?” gibi sorularla iç dünyanıza yönelin.

Yürü!: Sadece çevrenizi fark ederek yapacağınız 15 dakikalık bir yürüyüş kendinize zaman ayırmanın en pratik yollarından biridir.

Var Ol!: Plan program yapmadan, koşturmadan, üretmeden sadece “var” olmaya çalışın.

Dokun!: Bedeninize dokunun, farkındalık kazanın, derin nefeslerin eşliğinde kendinizle kalmaya çalışın.

Şimdi bu satırları okurken durun ve kendinize sorun: “Ben en son ne zaman sadece kendim için bir şey yaptım?” Eğer cevabınız “Çok uzun zaman oldu” ya da “Hatırlamıyorum” ise bu yazı sizin için bir başlangıç noktası olsun ve hemen harekete geçin. Bir gün değil, bir saat; hatta belki sadece on dakika… Yalnızca size ait olacak bir zaman; çünkü siz buna değersiniz.

Şehnaz Tuna

Şehnaz Tuna

Kl. Psk/ sehnaztuna@evinizdeterapi .com

Klinik Psikolog

DİĞER YAZILARI