Geçimsizlik: Görünenin altındaki hikaye

Şehnaz Tuna

Modern çağda insanlar birbirlerine hiç olmadıkları kadar yakınken bir o kadar da tahammülsüzlük sergiliyorlar. Aynı evde yaşayıp birbirini duymayanlar, aynı masada oturup farklı dünyalarda kalanlar, en küçük meselelerde bile hızla gerilen ilişkiler… Günümüz ilişkilerinde geçimsizlik artık istisnai bir durum olmayıp neredeyse sıradan bir hâl aldı. Hızın, sürekli uyarılmanın ve bitmeyen karşılaştırılmaların içinde insanlar durup birbirini anlamaya değil kendini korumaya odaklanıyor. Bu da en basit konuların bile kolayca bir güç savaşına, kırgınlığa ya da uzaklığa dönüşmesine zemin hazırlıyor. Sanki meseleler büyüdüğü için değil, insanların iç dünyası yorulduğu için anlaşmak zor bir hale geliyor.

İnsanlar arasındaki geçimsizlik çoğu zaman büyük çatışmalardan değil, küçük, gündelik ve önemsiz gibi görünen konulardan doğar. Bir mesajın tonu, bir bakış, bir kelimenin vurgusu ya da söylenmeyen bir cümle… Çatışma nadiren ne söylendiğiyle ilgili olup daha çok nasıl söylendiği ve en derinde neye dokunduğuyla ilgilidir. Bu yüzden insanlar bazen sadece geç gelinen bir buluşmadan ya da kimin önce söz aldığından gibi sudan sebeplerle tartışmaya başlayabilirler, ama aslında tartışılan şeyin sebebi çoğu zaman bunların hiçbiri değildir. Geçimsizliğin temelinde çoğu zaman anlaşılmama hissi yatar. İnsan yalnızca duyulmak değil, aynı zamanda “doğru şekilde” duyulmak ister. Söylediğinin ardındaki niyetin, duygunun ve beklentinin fark edilmesini bekler. Ancak karşı taraf bunu kaçırdığında basit bir konu hızla kişisel bir meseleye dönüşebilir. “Beni ciddiye almıyor”, “Beni önemsemiyor” ya da “Beni görmüyor” gibi olumsuz düşünceler devreye girer ve bu noktadan sonra artık konuşulan konu değil ilişkinin kendisi tartışılmaya başlanır.

Şehnaz Tuna

Bir diğer önemli neden insanların farklı iç dünyalara sahip olmalarına rağmen aynı dili konuştuklarını sanmalarıdır. İletişimde birebir aynı kelimeleri kullansak bile bu kelimeler herkes için başka bir geçmişe, bambaşka bir deneyime ve farklı bir hafızaya dayanabileceğinden dolayı her zaman aynı anlamları yüklemeyiz. Bu nedenle birisi için doğal olan bir söz ya da davranış diğeri için kırıcı olabilir. İnsanlar çoğu zaman kendi normlarını evrensel sanır ve karşısındakinin farklı bir yerden baktığını hesaba katmaz ki bu da çoğu zaman anlaşmazlıkların çıkış noktasını teşkil eder.

Geçimsizliğin bir diğer kaynağı da kontrol ihtiyacıdır. İnsan belirsizlikle baş etmekte zorlandığında çevresini, ilişkilerini ve hatta karşısındaki insanı kontrol etmeye çalışır. Bu kontrol çabası bazen haklı çıkma, bazen düzeltme, bazen de öğüt verme şeklinde kendini gösterebilir. İşte bu noktada kontrol edilen kişi bunu çoğu zaman ilgi ya da yardım olarak değil müdahale ve tehdit olarak algılar. Böylece en masum niyetlerle yapılan öneriler bile çatışmaya yol açabilir.

Şehnaz Tuna

Duygusal olarak yorgun, stresli ya da tetikte olan bireyler için anlaşmazlık çıkarmak çok daha kolaydır. Çünkü böyle durumlarda sinir sistemi sürekli alarm halindedir. Bu durumda kişi karşısındakinin sözlerini filtreleyemez ve niyetten çok tehdide odaklanır; küçük bir eleştiri büyük bir saldırı gibi algılanabilir. Bu yüzden geçimsizlik her zaman iki kişi arasındaki uyumsuzluktan değil her iki tarafın da kendi iç yüklerini birbirlerine yansıtıyor olmasından kaynaklanabilir. Ayrıca insanlar çoğu zaman çatışmayı bir iletişim biçimi olarak öğrenmiştir. Özellikle erken ilişkilerinde anlaşmazlıkları çatışarak çözmeyi öğrenmiş olan bireyler yetişkinliklerinde de benzer yolları kullanırlar. Bu tarz kişiler için sakin bir konuşma yabancı, hatta güvensiz gelebilir.

Sonuç olarak insanlar arasındaki geçimsizlik çoğu zaman bir karakter meselesi değildir; daha çok insanlar arasında kurulamayan bağlarla ilgilidir. Geçimsizliğe yol açan anlaşmazlıklar görünürde küçük gibi dursa da derinlerde önemli ihtiyaçlara ve kırılganlıklara temas eder. Bu yüzden belirleyici olan çatışmanın varlığı değil onunla nasıl başa çıkıldığıdır. Geçimsizlik doğru ele alındığında ilişkileri yıpratmak zorunda değildir, aksine durup yeniden düşünmek ve karşısındakini daha olumlu bir yerden görmeye çalışmak için bir fırsata dönüşebilir. İnsanların birbirine biraz daha alan açabildiği ve dinlemeyi yeniden hatırladığı yerlerde geçimsizlik kalıcı bir kader olmaktan çıkar.

Şehnaz Tuna

#Geçimsizlik #İlişkiler #Psikoloji #İletişim #Anlaşılmamak #Tahammül #Çatışma #DuygusalYorgunluk #ŞehnazTuna #PauseJournal #İnsanİlişkileri #ModernÇağ #İçselYolculuk #Empati #Dinlemek #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şehnaz Tuna

Şehnaz Tuna

pausedergi@gmail.com

Klinik Psikolog

DİĞER YAZILARI