Hayat Birlikte Başarılır! Samfundssind…

2020 yılı Danimarka’da ‘samfundssind’ yılı ilan edilmiş. Basit karşılığı’ topluluk ruhu’ olan bu kelime, Danimarka’nın ‘. Dünya Savaşı yıllarına dayanan bir dayanışma kavramı imiş. Salgın ile beraber başbakan Frederiksen bu kavramı tekrar dolaşıma ve kullanıma sokmuş. Kurumlar ve kişiler kendi alanlarında toplumun salgınla mücadelesine destek olacak, birbirlerine destek olacak girişimlerde bulunmuş. Topluluk ruhunu kişisel faydalardan daha üstte tutmak kulaklara gerçekçi gelir mi bilmem.

Ancak Danimarka örneği oldukça ilham verici.

Başarı nedir? Nasıl elde edilir? Neyi başarmak gerekir?

Değerli bulunmak mı, değer vermek mi, değer katmak mi?

İtibar kazanmak mı, itibar etmek mi?

Öne çıkmak mı, görülmek mi, kahraman olmak mı?

Gizli kahraman olmak mı, fark edilmeden de var olabilmek mı?

Çok para kazanmak mı, parayı önemsememek mi?

Çok sevilmek mi, herkes tarafından sevilmek mi, başkalarını sevebilmek mi?

Destek alabilmek mi, destek verebilmek mi?

Memnun olmak mı, sorgulayıcı olmak mı, karşıt olmak mı?

Güçlü olmak mı, şefkatli olmak mı, teslimiyetçi olmak mı?

Bu listedekilerin herkes için ayrı anlamları ve bu listeye eklenebilecek daha bir çok kavram var. İçlerinden seçim yapmak da gerekmiyor. Önemli olan insanın kendini tanıması ve bazı genel kabul gören, harcıâlem kavramlar ile ilişkisinin ne olduğunu bilmesi.

‘Başarı, başarmak’ sizin için ne ifade ediyor? Bütün kodları, koşullanmaları bir yana bırakarak bunu tarif edin, yazın ve okuyun.

Çokça rastladığımız üzere,  insanı başarısız hissetmeye, değersiz hissetmeye, içine kapanmaya iten dış koşullar var. Aile içinde, arkadaşlar arasında, iş hayatında, okulda, dışarıdan, başkalarından beklediğimiz, yerine gelmeyince yetersiz hissettiren durumlar. Bu beklentileri, bu kodları kim oluşturdu, bu kavramların içini kim doldurdu? İnsanın varlık durumunu güçlü kılması için, kendinden memnun hissetmesi için, hayatla baş edebilmesi ve devam edebilmesi için gerekli kaynaklar dışarıda mı içeride mi?

İç kaynakların farkında olmak, güçlendirmek çok önemli. Herkes değerlidir. Ve başarı herkes için farklı bir anlam ifade eder. Sadece sayısal göstergeler ve görünür olanlarla ölçülen başarının sakıncaları var. Öncelikle bu tür başarılar, insanlığa ve dünyaya katkı sağlamıyor, hatta zarar veriyor olabilir. Dünya tarihinde bir çok örneği var. Diğer sakıncası, insanlığı mutsuzluğa, kimi zaman depresyona sürükleyen normlara hizmet etmesi. Yani, muzdarip olduğumuz, şikayet ettiğimiz kalıpları kendimizin de sürdürmesi.

Halbuki, iç kaynakların farkına varmak ve onlardan beslenebilir hale gelmek geliştirilebilir. Kişisel ve ruhsal gelişim araçları bu işe yarıyor. En az onun kadar önemli bir güç de birbirimiz desteklememiz, büyütmemiz, genişletmemiz. Toplumsal, kolektif iyileşme için, farklı rollerimizle –anne, baba, çocuk, arkadaş, öğretmen, yönetici, çalışan, öğrenci vb- kendimiz kadar  başkalarını da değerli görmek ve desteklemek. Bir kişiye gelişim amaçlı, katkı amaçlı geri bildirim vermek çok gerekli elbette, ancak o kişiye iyi, değerli, başarılı hissettirebilmeyi kaçırmadan. Zor zamanların, hayatın iniş çıkışlarının, mutsuzluğun, memnuniyetsizliğin üstesinden gelmek için birbirimizi gözetmemiz gerekiyor!

Ne demiş filozof: “Özünüze güvenin! Değerinizi piyasa işi başarılar veya geçici kazanımlarla ölçmeyin. Yaptığınız işi dürüstçe ve katıksızca yapın. Zekanızı bilinç ve adapla kullanın. Kırmak ve yıkmak için değil onarmak ve birleştirmek için hareket edin. Oyalanmayın ama yersiz acele de etmeyin! Zira zamanın planları, taşan bir nehir gibi setleri aşar…”