Zihnindeki yükler mi kalbindeki niyetler mi?

Her kültürde farklı versiyonunu bulabileceğiniz bir mesel vardır. Ustayla çırak dağlarda bellerde yürürlerken, bir nehir kenarına gelirler. Nehir kenarında bir hanımefendi ile iki yardımcısı aralarında hararetle konuşmaktadır. Mesele, hanımefendiyi ıslatmadan, karşıya nasıl geçileceğidir. Bu hanımefendi yardımcılarına buyurgan ve sevimsiz bir üslupla uyarılarda bulunmaktadır. Bizim usta, bir anda, alır kadını sırtına, geçirir karşıya bırakır. Sorun çözülmüştür! Bir teşekkür dahi almaksızın, usta ve çırak yollarına devam ederler. Neden sonra çırak daha fazla dayanamayıp ustasına sorar: “Ustam o şımarık kadını neden sırtında taşıdın?”. Usta’nın cevabı: “Ben onu sadece orada taşıdım ve bıraktım, sen ise bunca yol boyunca aklında taşımışsın.”

2020 tüm dünya için zorlu geçti. Virüs, hastalıklar, kayıplar, doğal afetler, ekonomik daralma, iş kayıpları, seçimler, savaşlar… Kişisel olarak herkes farklı sınavlardan geçti, neye nasıl tepki vereceğimizi bilemedik, duygularımız dalgalandı. Şaşırdık, bocaladık, üzüldük, yeni deneyimler edindik, keşifler yaptık, anlık değişimlere ayak uydurmaya çalıştık, özlem duyduk, neyin önemli olduğunu hatırladık. Birçok şey öğrendik, öğrenmeye devam ediyoruz.

Hayat inişli çıkışlı. Hep çıkışta, hep pozitif veya dümdüz değil. Bizler de duyguları olan varlıklarız. Bir olay karşısında birçok duygumuz açığa çıkabilir. İçimizden veya dışımızdan, otomatik veya beklenmedik, tepkiler verebiliriz. Peki bu bir sorun mu? Bu duygularla ne yapacağız?

Sorun duyguların “varlığı” değil, sırtımızda yük olarak yığınla davranış ve tepki kalıbı “taşımak”… Kişisel/ruhsal gelişim bu duyguları bastırmak, hasıraltı etmek, yok saymak veya suçlu hissetmek değil. Kusursuzluk da değil. Duygular var ve oradalar ve kabul edilmeyi bekliyorlar. Öncelikle onları görüp, fark edip, kabul edip, şefkatle bir sarılmalıyız. Eğer bunları keşfedebildiysek, fark edebildiysek kalıplarımıza nasıl yansıdığına bakalım. Hangi hallerde nasıl hissediyoruz, nasıl tepkiler veriyoruz, nasıl ilişki kuruyoruz?

Bugünkü egzersizimiz, dünyayla kurduğumuz ilişkiyi yönetebilmek ve zihnimizdeki kalabalığı sadeleştirmek için, bize yük olan kalıpları dönüştürmek üzerine. Her zamanki gibi sorumluluğun kendimize ait olduğunu bilerek; neyi çalışmak, neyi dönüştürmek istiyorsak, hepsi bizim seçimimiz.

Bu bir niyet çalışması! Hazır şu sansasyonel seneyi tamamlarken, elimize kağıdımızı kalemimize alıp, bilinçli niyetler oluşturacağız.

Öncelikle:

Nasıl olmayı artık bırakmak istiyorsunuz?

Neler size yük oluyor?

Neleri geride bırakmak istiyorsunuz?

Neler 2021’e sizinle devam etmesin?

Minik kağıtlara, tek tek, artık taşımak istemediğiniz özelliklerinizi, kalıplarınızı yazın. Ve her yazdığınızı buruşturup, fırlatıp atın! Evet evet, yere atın. Hissederek, tek tek yapın bunu. Yazdıkça birçok yük çıkacaktır ortaya. Yazabildiğiniz kadar yazın, atın. Sonra bütün o buruşuk kağıtları alın ve çöpe atın, gitsin. Oh! Şimdi bir oh çekin, silkelenin ve derin nefes alın. Nasıl hissediyorsunuz?

Sıra geldi yeni yıl niyetlerinize!

Nasıl olmak istiyorsunuz?

Nasıl olmaya ihtiyacınız var?

Başlatmak veya güçlendirmek istediğiniz hangi özellikler var?

Bu kısmı, renkli kalemler ve kağıtlarla yapabilirsiniz. Veya yazdıklarınızı istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz. Belki bir müzik eşliğinde olabilir. 2021’de kendiniz için arzu ettiğiniz, niyet ettiğiniz neler varsa, nasıl bir ”ben” fikri varsa yazın. Yazarak hem açığa çıkarmış, hem de mühürlemiş olacaksınız. Böylece yeni odağınızı tesis ederek, orada tarif ettiğiniz yeni “olma” yolculuğunda ilk adımı atmış olacaksınız. Yazıp, çizip tamamladıktan sonra, kağıdınızı katlayın ve saklayın. 2021 sonunda açıp bakarsınız.

Amacımız olaylara, insanlara, elimizde olmayanlara hükmetmek değil. Amacımız kendimizdeki dönüşüm; dünyayla, çevreyle kurduğumuz ilişkiyi arzu ettiğimiz şekilde yönetebilmek, hayatla dans edebilmek. Eh neye niyet ona kısmet! İyi seneler!